Dündarlı Kasabası-Niğde

 Kategoriler

Ana Sayfa
1834 Nüfus Sayımı
DÜNDARLI'NIN TARİHİ
Resimler
Derneğimiz
Kasabamızı Tanıyın
Ziyaretçi Defteri
Firma Rehberimiz
1530 Niğde Haritası
Ağıt ve Şiirler
Kasabada Kullanılan Kelimeler
Araştırma Yazısı
Resim Gönderme
1965'ten Günümüze Nüfus Bilgileri
Şehitlerimiz

Dündarlıdan Haberler(413)

 

 

Anket Eklenmemiş

 Anket

- Oy Kullanılmış
( Sonuçlar )

 

 

DUNDARLI

Sesi aksediyor yalçın dağların
Tarihler yazacak yeni çağların
Özde zümrüt gibi güzel bağların
Şeyda öter bülbüllerin Dundarlı

Göksünde yeşeren ardıcın meşen
Gelen şairlerin derdini deşen
Sümbüllü dağlarında artıyor neşem
Kokar burcu burcu gülün Dundarlı

Kokar yaylaların navruz zamanı
Eksik olmaz dağlarında dumanı
Karşında erciyes, toros bir yanı
Bunlardan ilhamı sen al Dundarlı

Serin geçer yaylasında yazları
Mayıs olur ayırırlar yozları
Şalvar giyer gelinleri kızları
Biraz sosyeteye alış Dundarlı.

Mazin nedir neden adın Dundarlı
Zenginleri çok az, hep orta halli
Başları çarşaflı belleri şallı
Halı dokur kadınların Dundarlı

Mehtap basmış ağarmıyor tanyeri
Kervan geçmiş çarşı olmuş hanyeri
Adını duyarım doğuştan beri
Tabiata uygun güzel Dundarlı

Bahçelerinde eriğin, kayısın, elman, kirazın
Bir cennet andırır görmeli yazın
Hele bir de gelirseniz güzün
Kokar burcu burcu elmaların Dundarlı

Bahar gelir bahçeleri ekilir
Küme küme sürüleri çekilir
Akar suyun enginlere dökülür
Sıhhat kaynağıdır suyun Dundarlı

Bacaların hazin hazin tütüyor
Çiftçilerin tarlasına gidiyor
Çobanların koyunları güdüyor
Koyunu kuzusu güzel Dundarlı

Mehmet KOLAY
NİMETSİN KÖYÜM

Soğuktur suyu, serttir havası
Bahçanla bağınla nimetsin köyüm
Baharda çayı yazın da yaylası
Coşmanla havanla nimetsin köyüm

Yaylasında bulunup börek yemesi
Kara çaydanlıkta çay demlemesi
Çoban gardaşımın selam vermesi
Yaylanla dağınla nimetsin köyüm

Fort fort çeşmesinde mangal yakması
Fışkırak kayasında nara atması
İsmail dağında çiğdem çıkması
Daşşüğünle mamellinle nimetsin köyüm

Kışın su boyunda ava çıkması
Yazın girdaplarda balık tutması
Anamın tandırda töskel yapması
Çokalınla sayınla nimetsin köyüm

Elma bozumunda dala çıkması
Bağ bozumunda çubuk yakması
Kazanın başında çömçe tutması
Çatınla ulaşbağınla nimetsin köyüm

İlanla çokalın argını açması
Daşşüğün bendini yeniden yapması
Kazada ziyanda elden tutması
Argınla bendinle nimetsin köyüm

Bostan suyunda gece kalması
Bağında mısır için ateş yığması
Azığında bir kaşık fazlan olması
Gönlünle görgünle nimetsin köyüm

12/04/07 Ömer Sevi


 

YAYLA YOLUNDA

Sabahtan aldım azığımı yanıma
Düştüm ağır ağır yayla yoluna
Dediler anca varırsın akşama
Aldırmadım devam ettim yoluma

Ekinler sararıyor Gırınbaşında
Sohbet ede ede gidiyorum taşlarla kuşlarla
Buz gibi bir su içtim soğuk pınarında
Ağır ağır yürüyorum yayla yolunda

İki Tepeler göründü hasretin yarısı bitti
Ohçu yaylaya hemen selam söyledi
Hafif hafif rüzgarlar esti
Oltunun çadırları göründü yayla yolunda

Biraz dinlendim Top Ardıcın altında
Çıkıyorum İlarenin yokuşunu koşa koşa
Sanki arkamda duran hırçın kayalıkların inadına
Hiçte yorulmuyordum yayla yolunda

Biraz sonra göründü köylümün çadırları
Artmaya başladı kuzu sesleri köpek havlamaları
Sanki hepsi beni bekliyorlardı
Köyümün o güzel insanları

ALİ BAY (paşahoca) İsmail oğlu
(DÜNDARLI KAS/NİĞDE)
DÜNDARLIDA (BİZİM KÖYDE)

Sabah alel acele bahçeye
Aksam sakince köye
Yarısı traktörle yarısı eşekle
Ot mu çöp mü taşırlar bilmezsin
Bizim köyde bizim köyde

Bir gün çıkarsan Payır Dağına
Şöyle bir bak baştan sona Dündarlıya
Unutma bakmayıda Kanıyarıkla İsmail dağına
Serin rüzgar vurur bağrına mutlu olursun bizim köyde bizim köyde

Birşeyler satılır Sohunun önünde Hanönünde
Çıkarken yorulursun Gırınbaşınıda
Unutma Dereden geçipte gitmeyi ormana
Fort fort çeşmeden su içipte çıkmayı Cüccalığa
Bizim köyde bizim köyde

Düşerdim yayan yapıldak yollarına
Bindirmezlerdi beni moturlarına arabalarına
Katarlardı topraklı yolları tozu dumana
Vızadan geçerlerdi yanımdan
Bizim köyde bizim köyde

Bazen balığa kuş vurmaya
Bazen de üzümü elma yemeğe
Bir yalan söyle bekçiye
Ordan öte git
Bizim köyde bizim köyde

Ali Bay (paşahoca)ismail oğlu
(Dündarlı kasabası/Niğde)
DÜNDARLI KASABASI

Durmadan akıyor meydandan suyumuz
Üzerinde uçuşuyor kurdumuz kuşumuz
Ne Yahyalı ne Gümüşler kuşkumuz
Dündarlıdır vatanımız yurdumuz

Askere gitti şimdi gençleri
Rahat uyuyun siz Mehmetçik anneleri
Lastik ayakkabıyı özler oldu gözleri
Ispanak yemeğine hasret  kaldı Dündarlı askerleri

Kızları güzeldir bizim Dündarlının
Aşıksan birine ne anlamı var yerinde durmanın
Sabahlara kadar telefonla konuşmanın
Ağlaya ağlaya göz yaşında boğulmanın

Ben sevdiğimsiz yaşayamam
Su deresine İlareye yaya çıkamam
Ilık sular içipte Dündarlılar ben sizden ayrı olamam...

                        ismail ILGIN(ÜSSÜK OĞLU)
                           14.04.2007
KÖYÜM

Bahar gelince,
Güzide elma bahçelerinle elele verip,
Utangaç bir gelin kız misali
Yeşil yeşil bakarsın KÖYÜM

CEMRE düşünce,
Karlarını eritip kar köprüsünün
serkeş bir tay misali dedenin bağrından
çağlıl çağıl akarsın KÖYÜM

YAZ gelince,
Irgatlık telaşı her yanı sarıp
Bir güneş misali insanı
Cayır cayır yakarsın KÖYÜM

GÜZ gelince,
soldurup tüm renklerini doğanın
Bir gerdanlık misali elmalarını
güzel güzel takarsın KÖYÜM

KIŞ gelince,
ölüm soğukluğunu hatırlatıp insana
Bembeyaz bir kefen misali
Köylümün teninde vakarsın KÖYÜM

GURBET yoluna düşünce,
Visalin sevincini hüzne kalbedip
Bir evlat acısı misali
kalbime oluk oluk akarsın KÖYÜM...


BİLAL SAĞLAM
ADANA 25.04.2007
DÜNDARLIYA ÖZLEM

ÇIKTIM DA SEYREYLEDİM
ZİYARET DAĞINDAN SENİ
EVLADINI KAYBEDEN BİR ANA MİSALİ
MELUL MELUL BAKIYORSUN BANA DÜNDARLI

İNDİM DE HANINÖNÜNE GÖZ EYLEDİM
AŞİNA BİR YÜZ GÖREYİM DİYE
YAVRUSUNA KAVUŞMUŞ BİR ANA MİSALİ
BASIYORSUN BAĞRINA BENİ DÜNDARLI

SUSADIM DA BİR LAHZA GİRDİM ÇAYINA
DURAMADIM ÇIKTIM HEMEN ANINDA
VARMI Kİ ACEP EŞİN DENGİN CİHANDA
HİÇBİR SU ÇAYIN GİBİ KANDIRMIYOR DÜNDARLI

BİLAL SAĞLAM 26.04.07
BEKÇİ EMMİ

Bir yerden gelmiyorum
Sadece fişgana topluyorum
Duvarları uçurmuyorum
Bırak beni bekçi emmii...

Kendi bahçemizden geliyorum
Ben çağla çalmıyorum
Ceplerimi doldurmuyorum
Bırak beni bekçi emmi...

Çatın bentinde yüzmedim
Bağa girip üzüm yemedim
Çubuklarını ise hiç kırmadım
Bırak beni bekçi emmi...

Mafıfta ceviz ağacı çok büyük
Sadece bir iki taş attık
Üç beş cevizde biz yedik
bırak beni bekçi emmi...

Hararın bağında kiraz olmuş
İki tane aldıysam ne olmuş
Göz hakkı diye birşey varmış
Bırak Ali'yi gitsin bekçi emmi...

      ALİ BAY(PAŞAHOCA)
                  İSMAİL OĞLU
      bayali334@hotmail.com

NOT:mısırını yediğim,cevizini taşladığım
üzümünü kirazını yediğim köylülerim
hakkını helal etsin...
DÜNDARLI'M

Gözümü açtım toprağında, taşında
Damarlarımda akan kanımsın DÜNDARLIM.
Gençliğimi yaşadım Dündarlıda
Şu fani bedende canımsın DÜNDARLIM.

Halılarda ilmik ilmik dokundun
Şiirlerde mısra mısra okundun
Yarim gibi kem gözlerden sakındım
Karanlık gecede gülümsüm DÜNDARLIM.

Dikilide keserdim kara üzümü
Emmide yıkardım hergün yüzümü
Dündarlının suyu besler üzümü
Yeşiller içinden canımsın DÜNDARLIM.

Abdullah ELMAS (Cumayı Oğlu)
31.05.2007 İSTANBUL

KÖYÜMÜN GÜZELİ

Erken kalkmışta gider kişşiğe
Dizlik bağlamış ince beline
Üstü uğralı eli bezili
Ekmek yazıyor köyümün güzeli

Almış önüne ekmek tahtasını
Elinde döner oklavası
Üstüne sepeler uğrasını
Yazmış ekmeğini köyümün güzeli

Sacın başında ekmek bekler
Tandıra sürekli gazel atar
Bazen de ekmeği hafiften yakar
Boncuk boncuk terler köyümün güzeli

Sıcak ekmeği kayım yapar
Bir taraftan da bezi açar
Dolazın üstüne de şeker atar
Ballanmış yanakları köyümün güzeli

Eşarbını yana bağlar
Şalvarı yerlere sarkar
Gülünce yüzünde güller açar
Goncalanmış gülleri köyümün güzeli          ALİ BAY(PAŞAHOCA) İSMAİL OĞLU                     bayali334@hotmail.com 
KÖYLÜ GÜZELİ

Hanın önünden salınarak geçer
Elinde testiyle suya iner
Gençlerin aklı başından gider
Yapma böyle köylü güzeli...

Kiraz dalında çalıkuşu
Düğünlerde yapar gelin başı
Oğluna almak ister konu komşu
İşte bizim köylü güzeli

Çeyiz dizer örgü dantel
Kısmetini evde bekler
Gönlünde bir aslan yatar
Diyemez kimseye köylü güzeli

Yaşım küçük vermez baban
Gelinlik yapamam kaynanaya
Gel kıyma şu garip kızına
Yoktur anlayanı köylü güzeli

Baba ocağına veda eder
Hem ağlar hemde  gider
Olmaz olsun böyle kader
Bahtın karaymış köylü güzeli

DÜNDARLI dağlarına bakar
Bir ahla içini çeker
Geçim ehlidir bahtına küser
Derdine yanar köylü güzeli

El oğludur halden bilmez
Bu kara düzen böyle gitmez
Kimseler ziyaretine gitmez
Bekle belki gelirler köylü güzeli

DÜNDARLI gözünde tüter
Anılarıyla efkar atar
Kaynana dili de pek bi beter
Bu kara düzen böyle gider
Elden ne gelir köylü güzeli

DÜNDARLININ el değmemiş gülüydün
Köy gençlerinin en güzel düşüydün
Sen yaban ellerin harcımıydın
Babanda haysiyetin yokmuş köylü güzeli

Son sözünü söylüyor dinleyin ağalar
Çocuk yaşta ben yandım yanmasın bacılar
Sonra karalar bağlar analar babalar
Son pişmanlık neye yarar
Soldu işte köylü güzeli...

                                İsmail MALHATUN
                                  (MUSTAFA OĞLU)
GÜZEL DÜNDARLI

Kimler geldi geçti senin üzerinden
Ne sırları gizliyorsun en derinden,
Anlatmazsın kimseye, bildiklerinden
Sırlar diyarısın güzel DÜNDARLI


Çocukluğumu, gençliğimi paylaştım senle,
Şimdi ne oldu bize:sen nerde ben nerde
Gelmek istiyorum sana her seferde,
Ayrı diyardayım senden güzel DÜNDARLI


Hasretle andım seni bu gece
İçim sızladı ince ince
Gelseydim sana  bir vakit sessizce
Basar mıydın bağrına güzel DÜNDARLI


Biliyorum kırgınsın bizlere
Ziyaretine gelmiyorum diye
Haklısın kızmakta bu serseriye
İhmal ettim seni güzel DÜNDARLI

Geleceğim bir gün, geleceğim sana
Bakacağım o engin dağlarına ,tasına
Aldırma sen gözlerimin yaşına
Sitemim kendimedir güzel DÜNDARLI

Burda senden uzakta mutluyuz sanma
Gurbettekiler hasretinle  yanmakta
Bülbül misali ayrı düştük gül bağından
Vuslat yakındır inşallah güzel DÜNDARLI

                İSMAİL MALHATUN
                MUSTAFA OĞLU(KAYSERİ)
 

İsmailin başından köyüme baktığım.
Taşına toprağına dertlerimi döktüğüm
Gurbet elde bunca yıldır hasret çektiğim
İnsanlarımın dostluğunu özledim

Benim gurbet elde yüzüm gülmedi
Gülsem bile içimdeki keder bitmedi
Çektiğim hasretlik çilem yetmedi
Birgün hayalimden düşümden gitmedi
Gelip toprağımda ölmeyi özledim

Mehmet Babaoğlu 15.04.2006
 
ÖZLEDİM

İzozluk yaptığım sapanım
Kışın kuş tuttuğum kapanım
Naylondan yaptığım kızağım
Kavaklardaki yavruları özledim

Ortapınarda görpe güderdim
Üç kardeşlere çaya giderdim
Kör anamın iliğini keserdim
Kör anamın bağırmasını özledim

Ağaçları kesip deynek yapardım
Gamalağın gölgesinde yatardım
Gece ardıçları kefenleri yakardım
Dağlarda koyun gütmeyi özledim

Top oynardık okulun ardında
Yoğurt çalardık çayın başında
Gölek yapardık sokağın başında
Hanınönünün çamurunu özledim

Bulgurdan sade yağlı pilov yapardım
Kabaklardan yapraklardan tabaklar oyardım
Salatanın içine üzümün goruğunu koyardım
Söğüt derede bağ beklemeyi özledim

Düğünlerde adamlar köçek yapardı
Yinge giderken kadınlar dama çıkardı
Millet birbirine habire dayak atardı
Güveği başında haleşeni özledim

Mehmet Babaoğlu  22.02.2008
DÜNDARLI

Ne günlerim geçti Dündarlı sende
Sana bir destan yaktım Dündarlı
Unutulmaz anılar bıraktın bende
Gün geldi çağlayıp aktım Dündarlı

Dibek boğazından öküzü seçtim
Guyubaşlarından hızınan geçtim
Guruçayır'daki sabana koştum
Çok tarla sürdüm ektim Dündarlı

Oyraktan bir ganı çalı yükledim
Köfeklikten geçtim çata ilettim
Ocakları yaktım bağı kaynattım
Misir pürçünden hayma diktim Dündarlı

Üzüm kestim bıçkıyınan çıbıktan
Getirdim teknede ezdim sabahtan
Pekmez yaptım elmayınan kabaktan
Kazanın altını yaktım Dündarlı

Kar köprüsünde çaşır biçerken
Kara bir yılan gördüm yolda giderken
Eşşamı yapma iderken
Şelek şelek kendim çektim Dündarlı

Çatırkaya'dan kevçik topladım
Ganıyı çamıra çektim sapladım
Oturdum ağladım zıp zıp zıpladım
Kurtaran olmadı tek'dim Dündarlı

Yapıldak biçmeye çiftliğe gittik
On gün durduk anca bir ganı ittik
Yükledik adadan tekneyi yittik
Balçığa saplandım çöktüm Dündarlı

Kuşlukleyin üç ganıyı yükledik
Gurba'da bir mola verdik bekledik
Mamerliye geldik biraz tekledik
Ganı yittim, çok ter döktüm Dündarlı

Ekin tarlasında katık yoğurdu
Şekerli su yaptık, içen çoğudu
Yığının dibinde terim soğudu
Kadere boynumu büktüm Dündarlı

Misir unundan topak yapardık
Sacın üstünden alır kapardık
Peyniri bulursak sıkmaç yapardık
Kümpürü ocağa soktum Dündarlı

Ağdere, Yanık'ta koyunu güttüm
Kuzuyu taşladım sürüye kattım
Aşağı değirmende unu üğüttüm
Eşşekle eve yıktım Dündarlı

Sarı pınarlarda davar sağdırdım
Kulaksız eşşeğe bindim koğdurdum
Zaptedemedim bahçelerde goyverdim
Sonra tuttum yola çaktım Dündarlı

Bir sene davarı yaylaya sürdük
İlareye çıktık çatırı kurduk
Orman gittik üç yerde durduk
Oluktan yukarı çıktım Dündarlı

Hangi hatıranı sayam bilmemki
Günlerce yazsam bitirememki
Çoğunu aklıma getirememki
Söz geldi buraya yıktım Dündarlı

Feryadiyem Dündarlıdır vatanım
Senin için atar damarda kanım
Her zaman gitmeyi istiyor canım
Uzaktan uzağa baktım DÜNDARLI

Kamil Oğlu
Mustafa UZUNTAŞ
Emekli Öğretmen

Ayrı kaldım yarenimden dostumdan
Arada bir hatır sorasım gelir
Kimse anlamıyor benim kastımdan
Herşeye kafayı yorasım gelir

Vatan diye yurt tutmuşum burayı
Kuşlar gibi arıyorum yuvayı
Gönül hasret çeker ister sılayı
Kendimi yollara vurasım gelir

Hasret kaldım bahçedeki güllere
Canım kurban dosta, tatlı dillere
Sıladan gurbete esen yellere
Açıp kara bağrı durasım gelir

Vatan olmaz altın kafes bülbüle
Kendi kara çalım benzer bir güle
Bir elime geçse binsem düldüle
Tez elden sılaya varasım gelir

Emmimi dayımı, teyze halamı
Gardaş, bacı, yeğen, hemde balamı,
İhtiyar babamı yaşlı anamı,
Burnumda tutar göresim gelir

Feryadiye vatan olmaz gurbet el
Sıla türküsünü söyler esen yel
Pas tutmuş ses vermez sazımdaki tel
Vurup taştan taşa kırasım gelir

Kamil Oğlu
Mustafa UZUNTAŞ
Emekli Öğretmen


DÜNDARLI

Aladağın eteğinde kurulmuş
Dağlarından kekik kokar Dündarlı
Dört bir yanın yeşillikle sarılmış
Erciyes'e karşı bakar Dündarlı

Üst tarafta orman kaplı çok dağlar
Alt başında uzar bahçeler, bağlar
Her dereden akar pınarlar çağlar
Birleşir dereler akar Dündarlı

Dedenin suyu coşar nisanda
Bir coşku yaratır bakan insanda
Dört ay sonra bundan mahrum olsanda
Yine aynı anda çıkar Dündarlı

Bahçelerde mor mor açar sümbüller
Sevgiyi anlatır, dikenli güller
Seher vakti öter şeyda bülbüller
Gönüllere duygu dolar Dündarlı

İlkbaharda koyun kuzu meleşir
Çobanları yaylalarda eğleşir
Zirvelerin gökyüzüyle birleşir
Yolun dağdan dağa aşar Dündarlı

Dert ile derman sende barışır
Elmaların Amasya'yla yarışır
Çam kokusu bal tadına karışır
Arı her çiçeğe konar Dündarlı

Pek hoş olur bahçelerde gezmesi
Değirmen argında çimip, yüzmesi
Bağ kaynatırken, şerbet süzmesi
Ağıza başka tat katar Dündarlı

Göğçağılın suyu yaz-kış kesilmez
Buz gibi suyuna paha biçilmez
Dede coşunca sudan geçilmez
Akar deli deli coşan Dündarlı

Akar suyuyla çok köy sulanır
Varır gider Erciyes'e dayanır
İlk baharda dağlar renge boyanır
Kuşlar neşe ile uçar Dündarlı

Görülmeye değer cuccalık, orman
Suyu havası hastaya derman
Kızları hamarat, yiğidi harman
Namın Türkiye'yi tutar Dündarlı

Feryadiyem hangi birin söylesem
Anlatamam asla seni ne desem
Son demimde varıp gönül eylesem
Hasretin sinemi yakar Dündarlı

Kamil Oğlu
Mustafa UZUNTAŞ
Emekli Öğretmen

..:: Kolay Bilgisayar Ltd. Şti. ::..